|
Hakkımızda
PDA NEDİR?
PDA (Pembe Domates Ağı), ülkemizdeki doğal ve evladiyelik
("heirloom") pembe domatesleri, kentlerde, evlerinin balkon
ve bahçelerinde yine doğal tarım yöntemleriyle yaşatmaya çalışanların
oluşturduğu bir "toplumsal ağ"dır. PDA üyeleri, Internet
üzerinde örgütlenir, iletişimini elektronik ortamda sürdürür, deneyimlerini
tuttukları web günlükleri yoluyla birbirleriyle paylaşır, çalışmalarının
aşamalarını ve aldıkları sonuçları yine web günlüklerinde görüntüleyerek
belgeler, zaman zaman da yüzyüze toplantılar yapar, tohum paylaşırlar.
PDA'nın ilkeleri PDA Manifestosu'nda
belirtilmiştir. Bu ilkelerin en önemlisi doğal pembe domates tohumlarının
doğallığını koruyarak sürdürmek için balkon tarımında da temiz toprak,
doğal yöntemler kullanmak ve elde edilen yeni tohumları sonra diğer
PDA üyeleriyle karşılıksız paylaşmaktır. PDA içinde hiçbir ticari
eylem yoktur. Tohumlar, fideler para ile satılmaz, sadece paylaşılır!
PDA EKİBİ
Kurucular: Avniye ve Mehmet Ata
Tansuğ
Koordinatörler (İstanbul): Nalan Cantav, Şefika
Kamçez, Münevver Eminoğlu, Yeşim Güriş (Basın Sözcüsü)
Koordinatörler (İzmir): Sevil Özcan, Nail Sarı
Web Yöneticisi: Sevil Albayrak
PDA'NI BAŞLATAN İLK PEMBE DOMATES: (Merhume)
Hafize Baliç'in Çerkesköy'deki bahçesinde yetiştirdiği doğal pembeler...
PDA NASIL OLUŞTU?
Eskiden "turfanda" diye bir kavram vardı,
"domates çıktı", "çilek çıktı" diye sevinilir,
ilk kez yenirken "eski ağzım yeniye" denir, yeni çıkan
birşey mevsiminde ilk kez tadılırken, eğer eli açık, cömert birinin
elinden yeniliyorsa; "eh bu mevsim bundan artık bol bol yiyeceğiz"
denirdi... Şimdiki çocuklar herhalde bu deyimleri hiç öğrenmeden
büyüyecekler... Artık her mevsimde herşey var. Çünkü birileri onları
mevsiminden önce ekiyor, büyütüyor... Hemen hemen bütün dünyada
olduğu gibi ülkemizde doğal tarım terkedileli beri domatesler de
bozuldu. Vaktiyle doğal ve lezzetli domateslerden tatmış herkes,
günümüzde çocukluğunun domateslerini özlüyor, arıyor...
Biz de aynı arayışın içindeydik. 2005 yazında bir
gün hem doğal hem de pembe domateslerle tanıştık. Bu domatesleri
bize armağan eden Hakkı ve Sevinç Baliç, onları annelerinin yetiştirdiğini
ve her yıl kuruttuğu çekirdeklerle doğal üretimi sürdürdüğünü söylemişlerdi.
Biz de o olağanüstü lezzetli üç pembe domatesin çekirdeklerini kurutup
sakladık. 2006 baharında arkadaşımız ekoturizmci Münevver Eminoğlu,
bu çekirdeklerden evdeki balkonda pembe domates yetiştirebileceğimizi
söyledi ve bazı ipuçları verdi.
İşte herşey böyle başladı. Çekirdekler çimlendirildi.
Filizler fideye dönüştü. Üç domatesten yüze yakın fide çıkınca eşe
dosta dağıtmaya başladık. Fideleri verirken Münevver'in öğrettiği
bakım ipuçlarını da anlatıyorduk. Lafla anlatma pratik olmayınca
bir web günlüğü açıp deneyimleri oradan paylaşmaya karar verdik.
Bu girişim tam bir "Evde
Pembe Domates Serüveni" idi. Web günlüğüne de aynı adı
verdik. Gün be gün gelişmeleri görüntüleyip yayınlıyor, bize katılan
10-15 arkadaşımızla ortak deneyimleri de belgeliyorduk. Zeynep Uygun,
Emine ve Halim Yalçın, Rasim ve Hümeyra Konyar, Metin Varol, Sedat
Tavşanoğlu, Kamçez Ailesi, Nalan Cantav, Sevil Albayrak, Nilgün
Şener, Dilek Türelli, Baliç'ler, Pembe Candaner, Ayşe Şensılay,
Betül Sözen ve ÇEKÜL Birgi ekibi bu dönemin ve bu uğraşın motor
güçlerindendir.
Uğraşı Internet'e taşınınca bundan haberdar olanların
sayısı da birden arttı ve bize katılmak, kendi balkonlarında aynı
serüveni yaşamak isteyenler çoğaldı. Böylece 100-150 kişilik bir
ağ oluştu. Adını "PDA" koyduk ve ilk olarak Yahoo Gruplar'da
bir iletişim ağı kurduk: http://groups.yahoo.com/group/pembedomates/.
Hümeyra Konyar PDA için bir logo tasarımladı, Emine Yalçın bu logonun
ve PDA'nın tesciline öncülük yaptı...
Bu arada basında yer alan PDA haberleri bize katılmak
isteyenlerin sayısını hızla katlıyor, yeni pembe domates tohumu
kaynakları bulunuyordu. Selim Güleç, bu kesitte imdada yetişti ve
50 yıllık "heirloom" pembe tohumları bulup yollayarak
yeni üyelerin de bu serüvene başlamasına yardımcı oldu. O günlerde
İzmir'den Sevil Özcan, Nail Sarı, Ankara'dan Murat Etöz, Cemal Ören,
Kocaeli'nden Halis Esen, Trabzon'dan Erkut Ailesi, tohum dağıtımında
üzerimizden hayli yük kaldırdı... Bu arada Tekirdağ'daki tarlalarında
organik tarım yapan dostumuz Metin Varol'a verdiğimiz pembe fideleri,
temiz ve bol toprağı bulunca bol bol ürün vermeye başladı ki bunlardan
aldığımız tohumları sonraki dönemlerde yüzlerce yeni üyeye paylaştırdık.
12 Şubat 2007'de İstanbul'da I.
PDA Buluşması'nı gerçekleştirdik. Bu toplantıya katılan Defne
Koryürek, benimsediğimiz ilkelerin bir Manifesto'ya dönüştürülmesini
önerdi ve böylece "PDA 2007 Manifestosu"nun ortaya çıkmasına
vesile oldu. Manifesto'nun yanısıra PDA ülkemizin bilgi okuryazarlığı
düzeyini yukarı çekmede katıkısı olacak bir misyon daha üstlenerek,
üyelerini kendi PDA web günlüklerini (blog) açmaya teşvik etti.
"Evde
Pembe Domates Serüveni" "PDA Merkez Blog" oldu,
bunu yapamayanlar için bir "PDA
Ortak Web Günlüğü" açıldı, kendi web günlüklerini açanların
sayısı da 40'a yaklaştı... Böylece "toplumsal ağ"ımız,
elektronik ortamda da birbirine bağlı, çok değerli içerik üretmeye
ve bunları paylaşmaya başladı...
25 Mayıs 2007'de iletişim ağımızı Google
Gruplar'a taşıdık. 2007'de bütün dünyada olumsuz etkileri görülen
küresel ısınma ve mevsim değişikliğinden PDA da nasibini aldı. Yaz
mevsiminde beklenen pembeler bir türlü coşup, olgunlaşamadılar.
Çiçek açıp çiçek döktüler... Kimilerininki Ekim'lerde Kasımlar'da
meyva verdi.
24 Şubat 2008'de II.
PDA Buluşması yapıldı. Bu toplantıda yapılan sunum "Dünden
Bugüne PDA" başlığını taşıyordu. 2008 yazı bir öncekine
göre daha normal koşullar altında yaşandığından PDA üyelerinin çoğunluğu
başarılı sonuçlar alabildiler.
7 Şubat 2009'da PDA I. İzmir Buluşması (http://pembedomates.blogspot.com/2009/02/pda-izmir-bulusmasi.html)
, 1 Mart 2009'da da III. İstanbul PDA Buluşması (http://pembedomates.blogspot.com/2009/03/pda-iii-istanbul-bulusmasindan.html)
ve 14 Mart 2009'da PDA II. Ankara Buluşması yapıldı, tohumlar paylaşıldı,
yeni dostluklar kuruldu...
2009'un ilk yarısında üye sayımız 1500'ü aşmış, 2011'e
girerken ise 2500 dolayında idi. Hiçbir çıkar gütmeksizin bu ülkenin
çok lezzetli bir ürünü olan doğal pembe domatesi yetiştirme ve koruma
sevdasına kapılanların sayısı giderek de artacağa benziyor. Ne var
ki, PDA üyeleriyle karşılıksız tohum paylaşımı uygulamasında 2010
yılında önemli bir değişikliğe gitmek zorunda kaldık. Beş- on kişiyle
başlayıp, 5 yıl içinde sayısı yüzleri, binleri aşan üyelere artık
eskiden olduğu gibi "kapıya teslim" tohum gönderme yapmıyoruz.
Bu karara varılmasında en önemli etken, bazı çevrelerde
ve hatta satış yerlerinde "PDA Tohumu" adı altında bir
takım domates tohumlarının alınıp satılmaya başlandığını duymamız.
Böyle bir ticarete asla alet olmak istemeyiz. Bu gibi sahtecilerin
olabileceğini düşünerek "PDA", "Pembe Domates Ağı"
markalarını ve logosunu da çok önceden tescil ettirdiğimizi belirtelim.
Bundan böyle dileyen PDA Üyeleri kendi aralarında elbette tohum
paylaşabilir. Bu web sitesi ve üyeliğin artık serbest bulunduğu
Google Gruplar'daki PDA İletişim Ağı (http://groups.google.com/group/pembedomates?hl=tr)
bilgi ve deney paylaşmak için kullanılacağı gibi, isteyenlerin kendi
aralarında tohum değiş-tokuşu yapmaları için kullanılabilir. "PDA
tohumu" diye bir pembe domates türü yok. Ama "PDA tohumu"
diyebileceğimiz ve ilk yıllarda paylaşıp çoğalttığımız doğal, evladiyelik
("heirloom"), has pembe domates tohumları var. Onların
sahipleri kendilerini biliyor ve titizlikle doğal döngüyü sürdürüyorlar
zaten... Nalan Cantav ve Yeşim Güriş PDA iletişimini sürdürüyor,
başta İzmir PDA olmak üzere kurduğumuz yerel PDA grupları kendi
içlerinde toplanıp paylaşım yapıyor, üye web günlükleri giderek
artıyor... Bu yüzden de vicdanımız çok rahat...
Bu yıl bu serüvenin 7. yılındayız... Geçen yedi yıl
içinde Türkiye'de "doğal pembe domates"i duymayan artık
kalmadı gibi geliyor bize. Yeterince farkındalık yaratıldığını düşünüyoruz.
Önemli olan "farkında olmak"la yetinilmeyip, doğal olanı
"korumak ve sürdürmek" için bilinçlenmek elbette... Önemli
olan bunun "evdeki balkon"da da yapılabileceğini görmek...
Bu bağlamda da yeterince "tohum" ektiğimizi sanıyoruz...
Pembe Domates Ağı'nı bugüne getiren tüm dost ve üyelerimize
içten teşekkürlerimizle.
Avniye - Mehmet |