"Pembe Domates Ağı" (PDA): 2006 yılında bir İstanbul apartmanının balkonundaki "Evde Pembe Domates Serüveni " ile başlayan; daha sonra Türkiye'deki evladiyelik ("heirloom") doğal pembe domateslere sahip çıkarak, onları yine doğal yöntemlerle evlerinin balkon veya bahçelerinde yaşatmaya karar verenlerin katılımıyla oluşan ve genişleyen toplumsal ağ...

   Hakkımızda PDA Manifestosu Üyelik PDA Haritası Kaynaklar

  • Ana Sayfa
  • PDA Merkez Web Günlüğü
  • PDA Üye Web Günlükleri
  • PDA Üyeleri Pembe Domates Saptama Anketi
  • PDA Grup İçi İletişim
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • İletişim
  • Hakkımızda

    PDA NEDİR?

    PDA (Pembe Domates Ağı), ülkemizdeki doğal ve evladiyelik ("heirloom") pembe domatesleri, kentlerde, evlerinin balkon ve bahçelerinde yine doğal tarım yöntemleriyle yaşatmaya çalışanların oluşturduğu bir "toplumsal ağ"dır. PDA üyeleri, Internet üzerinde örgütlenir, iletişimini elektronik ortamda sürdürür, deneyimlerini tuttukları web günlükleri yoluyla birbirleriyle paylaşır, çalışmalarının aşamalarını ve aldıkları sonuçları yine web günlüklerinde görüntüleyerek belgeler, zaman zaman da yüzyüze toplantılar yapar, tohum paylaşırlar. PDA'nın ilkeleri PDA Manifestosu'nda belirtilmiştir. Bu ilkelerin en önemlisi doğal pembe domates tohumlarının doğallığını koruyarak sürdürmek için balkon tarımında da temiz toprak, doğal yöntemler kullanmak ve elde edilen yeni tohumları sonra diğer PDA üyeleriyle karşılıksız paylaşmaktır. PDA içinde hiçbir ticari eylem yoktur. Tohumlar, fideler para ile satılmaz, sadece paylaşılır!

    PDA EKİBİ

    Kurucular: Avniye ve Mehmet Ata Tansuğ
    Koordinatörler (İstanbul):
    Nalan Cantav, Yeşim Güriş (Basın Sözcüsü), Ayşe Sazak, Hakkı Baliç, Sevinç Baliç, Şefika Kamçez, Münevver Eminoğlu.
    Koordinatörler (İzmir):
    Sevil Özcan, Nail Sarı
    Web Yöneticisi:
    Sevil Albayrak

    PDA'NI BAŞLATAN İLK PEMBE DOMATES: (Merhume) Hafize Baliç'in Çerkesköy'deki bahçesinde yetiştirdiği doğal pembeler...

    PDA NASIL OLUŞTU?

    Eskiden "turfanda" diye bir kavram vardı, "domates çıktı", "çilek çıktı" diye sevinilir, ilk kez yenirken "eski ağzım yeniye" denir, yeni çıkan birşey mevsiminde ilk kez tadılırken, eğer eli açık, cömert birinin elinden yeniliyorsa; "eh bu mevsim bundan artık bol bol yiyeceğiz" denirdi... Şimdiki çocuklar herhalde bu deyimleri hiç öğrenmeden büyüyecekler... Artık her mevsimde herşey var. Çünkü birileri onları mevsiminden önce ekiyor, büyütüyor... Hemen hemen bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde doğal tarım terkedileli beri domatesler de bozuldu. Vaktiyle doğal ve lezzetli domateslerden tatmış herkes, günümüzde çocukluğunun domateslerini özlüyor, arıyor...

    Biz de aynı arayışın içindeydik. 2005 yazında bir gün hem doğal hem de pembe domateslerle tanıştık. Bu domatesleri bize armağan eden Hakkı ve Sevinç Baliç, onları annelerinin yetiştirdiğini ve her yıl kuruttuğu çekirdeklerle doğal üretimi sürdürdüğünü söylemişlerdi. Biz de o olağanüstü lezzetli üç pembe domatesin çekirdeklerini kurutup sakladık. 2006 baharında arkadaşımız ekoturizmci Münevver Eminoğlu, bu çekirdeklerden evdeki balkonda pembe domates yetiştirebileceğimizi söyledi ve bazı ipuçları verdi.

    İşte herşey böyle başladı. Çekirdekler çimlendirildi. Filizler fideye dönüştü. Üç domatesten yüze yakın fide çıkınca eşe dosta dağıtmaya başladık. Fideleri verirken Münevver'in öğrettiği bakım ipuçlarını da anlatıyorduk. Lafla anlatma pratik olmayınca bir web günlüğü açıp deneyimleri oradan paylaşmaya karar verdik. Bu girişim tam bir "Evde Pembe Domates Serüveni" idi. Web günlüğüne de aynı adı verdik. Gün be gün gelişmeleri görüntüleyip yayınlıyor, bize katılan 10-15 arkadaşımızla ortak deneyimleri de belgeliyorduk. Zeynep Uygun, Emine ve Halim Yalçın, Rasim ve Hümeyra Konyar, Metin Varol, Sedat Tavşanoğlu, Kamçez Ailesi, Nalan Cantav, Sevil Albayrak, Nilgün Şener, Dilek Türelli, Baliç'ler, Pembe Candaner, Ayşe Şensılay, Betül Sözen ve ÇEKÜL Birgi ekibi bu dönemin ve bu uğraşın motor güçlerindendir.

    Uğraşı Internet'e taşınınca bundan haberdar olanların sayısı da birden arttı ve bize katılmak, kendi balkonlarında aynı serüveni yaşamak isteyenler çoğaldı. Böylece 100-150 kişilik bir ağ oluştu. Adını "PDA" koyduk ve ilk olarak Yahoo Gruplar'da bir iletişim ağı kurduk: http://groups.yahoo.com/group/pembedomates/. Hümeyra Konyar PDA için bir logo tasarımladı, Emine Yalçın bu logonun ve PDA'nın tesciline öncülük yaptı...

    Bu arada basında yer alan PDA haberleri bize katılmak isteyenlerin sayısını hızla katlıyor, yeni pembe domates tohumu kaynakları bulunuyordu. Selim Güleç, bu kesitte imdada yetişti ve 50 yıllık "heirloom" pembe tohumları bulup yollayarak yeni üyelerin de bu serüvene başlamasına yardımcı oldu. O günlerde İzmir'den Sevil Özcan, Nail Sarı, Ankara'dan Murat Etöz, Cemal Ören, Kocaeli'nden Halis Esen, Trabzon'dan Erkut Ailesi, tohum dağıtımında üzerimizden hayli yük kaldırdı... Bu arada Tekirdağ'daki tarlalarında organik tarım yapan dostumuz Metin Varol'a verdiğimiz pembe fideleri, temiz ve bol toprağı bulunca bol bol ürün vermeye başladı ki bunlardan aldığımız tohumları sonraki dönemlerde yüzlerce yeni üyeye paylaştırdık.

    12 Şubat 2007'de İstanbul'da I. PDA Buluşması'nı gerçekleştirdik. Bu toplantıya katılan Defne Koryürek, benimsediğimiz ilkelerin bir Manifesto'ya dönüştürülmesini önerdi ve böylece "PDA 2007 Manifestosu"nun ortaya çıkmasına vesile oldu. Manifesto'nun yanısıra PDA ülkemizin bilgi okuryazarlığı düzeyini yukarı çekmede katıkısı olacak bir misyon daha üstlenerek, üyelerini kendi PDA web günlüklerini (blog) açmaya teşvik etti. "Evde Pembe Domates Serüveni" "PDA Merkez Blog" oldu, bunu yapamayanlar için bir "PDA Ortak Web Günlüğü" açıldı, kendi web günlüklerini açanların sayısı da 40'a yaklaştı... Böylece "toplumsal ağ"ımız, elektronik ortamda da birbirine bağlı, çok değerli içerik üretmeye ve bunları paylaşmaya başladı...

    25 Mayıs 2007'de iletişim ağımızı Google Gruplar'a taşıdık. 2007'de bütün dünyada olumsuz etkileri görülen küresel ısınma ve mevsim değişikliğinden PDA da nasibini aldı. Yaz mevsiminde beklenen pembeler bir türlü coşup, olgunlaşamadılar. Çiçek açıp çiçek döktüler... Kimilerininki Ekim'lerde Kasımlar'da meyva verdi.

    24 Şubat 2008'de II. PDA Buluşması yapıldı. Bu toplantıda yapılan sunum "Dünden Bugüne PDA" başlığını taşıyordu. 2008 yazı bir öncekine göre daha normal koşullar altında yaşandığından PDA üyelerinin çoğunluğu başarılı sonuçlar alabildiler.

    7 Şubat 2009'da PDA I. İzmir Buluşması (http://pembedomates.blogspot.com/2009/02/pda-izmir-bulusmasi.html) , 1 Mart 2009'da da III. İstanbul PDA Buluşması (http://pembedomates.blogspot.com/2009/03/pda-iii-istanbul-bulusmasindan.html) ve 14 Mart 2009'da PDA II. Ankara Buluşması yapıldı, tohumlar paylaşıldı, yeni dostluklar kuruldu...

    2009'un ilk yarısında üye sayımız 1500'ü aşmış, 2011'e girerken ise 2500 dolayında idi. Hiçbir çıkar gütmeksizin bu ülkenin çok lezzetli bir ürünü olan doğal pembe domatesi yetiştirme ve koruma sevdasına kapılanların sayısı giderek de artacağa benziyor. Ne var ki, PDA üyeleriyle karşılıksız tohum paylaşımı uygulamasında 2010 yılında önemli bir değişikliğe gitmek zorunda kaldık. Beş- on kişiyle başlayıp, 5 yıl içinde sayısı yüzleri, binleri aşan üyelere artık eskiden olduğu gibi "kapıya teslim" tohum gönderme yapmıyoruz.

    Bu karara varılmasında en önemli etken, bazı çevrelerde ve hatta satış yerlerinde "PDA Tohumu" adı altında bir takım domates tohumlarının alınıp satılmaya başlandığını duymamız. Böyle bir ticarete asla alet olmak istemeyiz. Bu gibi sahtecilerin olabileceğini düşünerek "PDA", "Pembe Domates Ağı" markalarını ve logosunu da çok önceden tescil ettirdiğimizi belirtelim. Bundan böyle dileyen PDA Üyeleri kendi aralarında elbette tohum paylaşabilir. Bu web sitesi ve üyeliğin artık serbest bulunduğu Google Gruplar'daki PDA İletişim Ağı (http://groups.google.com/group/pembedomates?hl=tr) bilgi ve deney paylaşmak için kullanılacağı gibi, isteyenlerin kendi aralarında tohum değiş-tokuşu yapmaları için kullanılabilir. "PDA tohumu" diye bir pembe domates türü yok. Ama "PDA tohumu" diyebileceğimiz ve ilk yıllarda paylaşıp çoğalttığımız doğal, evladiyelik ("heirloom"), has pembe domates tohumları var. Onların sahipleri kendilerini biliyor ve titizlikle doğal döngüyü sürdürüyorlar zaten... Ayşen Ertür, Ayşe Sazak, Nalan Cantav ve Yeşim Güriş PDA iletişimine ve paylaşıma büyük destek veriyor, başta Nail Sarı (İzmir PDA) olmak üzere kurulan yerel PDA grupları kendi içlerinde toplanıp tohum/fide/deneyim paylaşımı yapıyor, üye web günlükleri (PDA blogları) giderek artıyor... Bu yüzden de vicdanımız çok rahat...

    Bu yıl bu serüvenin 8. yılındayız... Geçen yedi yıl içinde Türkiye'de "doğal pembe domates"i duymayan artık kalmadı gibi geliyor bize. Yeterince farkındalık yaratıldığını düşünüyoruz. Önemli olan "farkında olmak"la yetinilmeyip, doğal olanı "korumak ve sürdürmek" için bilinçlenmek elbette... Önemli olan bunun "evdeki balkon"da da yapılabileceğini görmek... Bu bağlamda da yeterince "tohum" ektiğimizi sanıyoruz...

    Pembe Domates Ağı'nı bugüne getiren tüm dost ve üyelerimize içten teşekkürlerimizle.

    Avniye - Mehmet

      © PDA - Pembe Domates Ağı 2006-2013